Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: FARKINDA OLMADIKLARIMIZ  (Okunma Sayısı 600 defa)
Ocak 04, 2009, 02:40:37
Newbie
*
Avatar Yok
Üye No : 95
Mesaj Sayısı: 46

Üyelik Bilgileri E-Posta


E-Posta
« : Ocak 04, 2009, 02:40:37 »

FARKINDA OLMADIKLARIMIZ…….

İnsanın hayatta sahip olamadığı maddi değerlerin birçoğu insanı öyle harap eder ki;
Sahip olduklarımızı hatırlamayız bile.

Hayatta karşılaştığımız bazı sorunları o kadar dert ederiz ki; hayatın sonuymuş gibi davranırız.

Hesapta olmayan bazı kayıplar, bizleri o kadar üzer ki ; en iyi bildiğimiz dostlarımızla karşılaştığımızda neredeyse bizi görmemesi için köşe bucak kaçarız…

Bir büyüğümüzden bile olsa, hoşumuza gitmeyen bir eleştiri karşısında mümkün olsa onu boğmak isteriz, ya da onun bir hatasını bulmaya çalışırız.

Sevmediğimiz birinin başının  dertte olduğunu duysak; neredeyse “oh be” demekten kendimizi alıkoyamayacak kadar duygusuz bir varlık haline gelmişiz.
Aslında o kadar çok “ŞEY” olmuşuz ki; olmuşluklarımızı sıralamaya ne gerek…

        Farkında olmadıklarımız mı?

Aslında en çok da onu yazmak gerek….

Bir düşünsenize dünyaya bakan gülen gözlerinizi ve dünyaya hiçbir zaman bakamamış başka gözleri
Rengin ne olduğunu, kuşların ve martıların uçuşunu, çiçeğin güzelliğini görmediğini, hele hele yârin bakışlarından mahrum olduğunu...
Sana bakarken sana anlatmak istediklerini, ışıldayan gözleri ile seni kadar sevdiğini,
Sensiz bir hayatı hiçe sayacağını, seninle ömrüne ömür kattığını anlatan gözlerini bir düşün.
Her bakışında bir anlamın saklı olduğunu görmekten yoksun olduğunu…..
Bir de apak bir günün gecesinde sıcak yatağınızda uyurken sabah aniden kapkaranlık bir dünyaya gözlerinizi açtığınızı düşünün

Hiç farkında olmadığın ellerin ve kolların mı?

Soğuk bir kış gününde usulca yağan kar tanecikleri arasında bembeyaza bürünmüş kara topraklarda bir hoş seda ile yürürken, koltuk değnekleri ile yürüyen bir amcayı, bir teyzeyi, bir delikanlıyı, bir genç kızı düşün; ve sonra kendine bir bak. “Ya bu koltuk değnekleri ile yürüyen ben olsaydım” diye düşün. Düşün ki sahip olduklarını bir daha fark et.
Hele hele çok sevdiğiniz o biricik annenizi koşarak kucaklayamadığınızı bir düşünün.

Sevdiğinize sevdiğim, çocuğunuza oğlum veya kızım diyememeyi düşünün. Ne kadar korkunç değil mi?.   İşitmek istediğinizi duyamayınca karşınızdakine sinir olursunuz ya !!! Anlatmak istediklerinizi avazınız çıkıncaya kadar yüksek sesle çıkarmaya çalışıp aslında hiçbir şey diyemediğinizi bir düşünün. Dili tutulmuş ve lâl olduğunuzu hayal edin.

           Hiç evlenememiş insanları düşündünüz mü? Evlenip bir çocuğa muhtaç insanları düşündünüz mü? Kendinizi Bir çocuk hasreti ile yanıp tutuşan insanın yerine koyun. Koklayacağı, sarılacağı, okşayacağı, emzireceği; babaaaa,  anneeee diyecek bir çocuğa sahip olamayacağınızı düşünün. Doktora gidip kısa bir tetkik sonucunda; o hiç ama hiç duymak istemediğiniz gerçek ile karşılaşabileceğiniz anı düşünün. Doktorun “baba yada anne olamayacaksınız “ deyişini...

        En rahat haliniz ile akşam arkadaş muhabbetinden sonra eve geldiğinizi, biraz bitkin biraz da yorgun haliniz ile korkusuzca yatabileceğiniz o sıcacık yatağınızda derin ve nefis bir uykuya hazırlanırken babanızın ölüm haberini aldığınızı bir düşünün. Aldığınız kara habere hiç inanmak istemediğiniz bir anı düşünün. O oğlum diyen babanızı bir daha hiç görmemek üzere kara toprağa teslim ettiğinizi bir düşünün. Ne kadar çaresiz ve perişan olacağınızı, o an hiçbir şeyin sizi mutlu edemeyeceği anı düşünün ve babanızın yaşadığını görün. Ona “babacığım” demek için ne beklediğinizi sormak istiyorum size   
******
 GÜZEL YAŞAMA SEBEBİMİZİ
Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır;

İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:
– Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!.. Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:

– Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?

Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:

– Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:

– Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.   

Bir gün iki çocuklu bir aile gezintiye çıkarlar.

  Çocuklardan biri yorulur  ve babasının kendisini kucağına almasını ister.

  Baba da yorgun olduğunu söyler.  Çocuk ağlamaya başlar.

  Baba bir tek kelime söylemeden  ağaçtan bir dal keser,

  dalı bıçakla düzeltir ve oğluna verir.
  "Al oğlum sana güzel bir at" der.

  Çocuk sevinçle ata biner ve sıçrayarak,  ata vurarak evin yolunu tutar. Baba gülerek kızına   
  "İşte hayat budur kızım.   İşte o zaman kendine Bazen zihnen veya bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. değnekten bir at bul  ve neşeyle yoluna devam et. Bu at, bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, bir çocuğun tebessümü olabilir."

  Etrafa bakıp da böyle bir atı arayan herkes bulabilir.

  Şunu daima hatırlayınız ki,  hayatın ne kadar zor olduğunu düşünürseniz, hayat da bir o kadar imkansızlaşır.

            "Sahip olduğumuz iman varlığı karşısında hangi yokluğun sözü olur"

 Evet, sevgili dostlar, Her şeyden önce bizi yeryüzündeki en şerefli varlık olarak dünyaya getirdiği, görmekten, duymaktan, yürümekten, işitmekten, mahrum bırakmadığı ve hizmetimize sunduğu sınırsız nimetlerden dolayı Rabbimize şükretmeyi hatırlamak için böyle bir hatırlatmaya ne gerek var.

            Binlerce kez şükredip, sevdiklerimizi kırmayalım, ikincisi olmayan anne ve babamızı asla ama asla üzmeyelim, sevdiklerimiz ve sevenlerimiz ile sevgileri paylaşıp bir kat daha artırırken, üzüntüleri ,dertleri ,maddi manevi her türlü sıkıntıları paylaşıp azaltmak varken ,gaflet ve şehvete yenik düşmeden,bu kısacık hayatı güzel umutlarla,sevgi dolu gözlerle, kırmadan, dökmeden, küsüp küstürmeden yaşamanız dileğiyle……
HER ŞEYİ İNSANLARLA İNSANCA YAŞAMA SEVİNCİ İLE.....

                                                                                           Abdurrahman GÜVEN

Logged
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

 Ara
 Forum İstatistikleri
Yeni mesaj varToplam Mesaj Sayısı: 2175
Yeni mesaj varToplam Konu Sayısı: 1988
Yeni mesaj varToplam Üye Sayısı: 2455
Yeni mesaj varSon üye: elononsorbips
 Reklamlar
 Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
 Desteklediklerimiz
Chat
Sohbet
Radyo Dinle
Şiirler
Aşk Şiirleri
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Google Theme: Radyo ve Radyo Hosting İş Birliği İle Hazırlanmıştır.
Basın ve Yayın Radyo     Hosting